Evlilik Krizi mi Hristiyanlık Güzellemesi mi yoksa Kutsal Roma İmparatorluğu'nun İzleri mi? Metinlerarasılık Bağlamında "Taş Kâğıt Makas" Romanında Modern Ambalaj ve Hristiyanlık Kodları

    Alice Feeney’nin "Taş Kâğıt Makas" adlı psikolojik gerilim romanı, ilk bakışta izole bir şapelde geçen sıradan bir evlilik krizini ve intikam hikayesini anlatıyor gibi görünse de kurgunun derinliklerinde kurumsal bir inanç sisteminin ve tarihsel hegemonya modellerinin izlerini taşır. Okuyucu sürükleyici bir cinayet gizemini tükettiğini sanırken arka planda, karakterlerin isimlerinden mekân seçimine kadar uzanan titiz bir ağ üzerinden kurumsal Hristiyanlık dogması ve Kutsal Roma İmparatorluğu'nun dünyevî iktidar mirası satır aralarına işlenmiştir. Eserde kurulan bu yoğun metinlerarası altyapı; seküler bir gerilim ambalajı altında Batı merkezli geleneksel inanç kalıplarının ve mutlak kader algısının birer bilinçaltı kodu ve Hristiyanlık güzellemesi olarak kurgunun merkezine yerleştirilmesi stratejisine dayanmaktadır. Tek tek karakterleri inceleyecek olursak şu teolojik ve sembolik bilgilere ulaşırız:
➡️Henry Winter: Kış Hükümdarı, Baba Tanrı ve Zalim Yaratıcı (Demiurg)
    "Henry", "mülk sahibi, hükümdar" demektir; Henry Winter ise "kış hükümdarı" anlamına gelir. Romanda Şapel'in olduğu bölgeye kış mevsimi hâkimdir ve Henry de bu Şapel'in sahibidir. Ancak metinlerarası ilişkiler bağlamında metne baktığımızda durum tamamen değişir ve sadece bir şapel sahipliğinden daha derin anlamlar çıkmaya başlar. 
    Yazar ne düşünerek bu ismi vermiş olabilir? Robin'in babası Henry Winter, bu metinde Yunan felsefesindeki Gnostisizm inancına göre zalim, kusurlu ve sahte bir Tanrı olan Demiurg'u temsil eder. Henry de romanda evin sahibidir ve aslında herkesin hayatını bilen, bir şekilde yöneten kişidir. Robin'e hayat veren ve Adam'ın iş hayatında öne çıkmasını sağlayan odur. Ama bir yandan da eşini boğmuş olması ihtimali ve kızını yatılı okula göndermesi gibi zalim tarafları da vardır.
    Burada üzerinde durulması gereken bir diğer nokta da Henry'nin yazdığı ilk romanın adının "Doppelgänger" (Gölge İkiz) olmasıdır. Amelia'nın Robin'in bir kopyası gibi giyinip süslenmesi dikkate alındığında bu durum; Amelia, Robin ve Adam'ın yaşayacaklarının, bu Tanrı figürü tarafından en baştan yazılmış mutlak bir kader olduğunu kanıtlar. Adam eğer bu kitabı senaryolaştırabilir veya Amelia'dan ayrılabilirse işleri süreklilik kazanacak, Robin ile evliliklerine devam edebileceklerdir. Peki, "Neden özellikle bu isim seçilmiştir?" denirse burada kültürel bir bilinçaltı ortaya çıkar. Tarihte dünyevî imparatorluk ile kilisenin gücünü birleştiren kişi Kutsal Roma İmparatoru II. Henry'dir. Bu kitapta da Henry, bir şapeli mülke ve eve dönüştüren kişidir.
Yazarlık Unvanının İlahi Transferi: Tanrı'nın Ölümü ve Mesih'in Doğuşu: Metnin en radikal ve sarsıcı teolojik kırılması, zalim yaratıcı Demiurg (Henry Winter) öldüğünde gerçekleşir. Hristiyan teolojisindeki Baba Tanrı figürünün sahneden çekilerek kurtarıcı gücü Mesih’e bırakması gibi, Henry'nin ölümüyle birlikte kızı Robin babasının "Yazar" unvanını devralır. Cezalandırıcı, öfkeli ve baskıcı eski düzenin kurucusu olan sahte Tanrı ölmüştür. Onun ölümüyle birlikte Şapel’in mutlak hükümdarlığı çökerken, hikayenin sonundaki mektupların ve kurgunun aslında Robin'in kaleminden çıktığının anlaşılması kozmik bir taht değişimini simgeler. Artık insanlığın kaderini kendi iradesiyle yeniden yazan, günahkar Amelia’yı cezalandıran ve kusurlu beşer Adam’ı kurtaran kurtarıcı Mesih (Robin), bu evrenin yeni ilahi yazarı olarak tahta oturmuştur.
➡️  Samuel Smith: Sırları İşiten Dedektif
    "Samuel" ismi İbranicedir; "Tanrı işitti" ve "işiten" anlamlarına gelir. Hıristiyanlıkta ise bu adı taşıyan bir peygamber bulunur. Bu peygamber, Tanrı'yı görmeden yalnızca sesini duyarak ondan görevler alan bir habercidir tıpkı romandaki Samuel’in durumunda olduğu gibi. Zira Samuel de Henry'yi fiziksel olarak görmez onunla telefon ve e-posta aracılığıyla iletişim kurar. "Smith" soyadı ise "demirci" demektir. Samuel, kitabın sonunda Şapel'in kapısındaki demir zincirin farkına varır ama onu açamaz yine de bu zincirin, dolayısıyla sırrın açığa çıkması için karakola gider.
➡️ Amelia: "Aemula" (Kıskanç Rakip), Sahte Azize İllüzyonu, Hz. Havva Sembolü ve Cassiopeia Takımyıldızı
    Amelia kelimesi, Latince "aemula" sözcüğünden türetilmiştir; anlamları ise "kıskanç", "öne geçmeye çalışan" ve "rakip"tir. Karakter adı başlık olarak kullanıldığında adının altında bir köpek resminin bulunması, isminin bu "kıskanç rakip" anlamını tamamlayan muazzam bir edebi köprü olur. Nitekim Klasik Türk edebiyatında da rakip, aşığı maşuktan ayıran ve maşuğun yanından ayrılmayan bir köpeğe (kelb/seg) benzetilerek kullanılır. Burada da Amelia, Robin’in evliliğini ve kocası Adam'ı kıskanarak onu taklit eden onun yerine geçmeye çalışan tam bir aemuladır (rakiptir).
    Ayrıca eserde, Amelia'nın aslında bir azize olmadığından bahsedilir; zira hayatında eşinden başkası da olmuştur. Katolik Hristiyan dünyasında 8. yüzyılda yaşamış olan gerçek Azize Amelia ise dindar, soylu ve bakire bir rahibedir. Dönemin Kralı Şarlman tarafından kaçırılmak istenirken kolu kırılır ama mucizevi bir şekilde anında iyileşince kral tarafından serbest bırakılır ve dini hayatına geri döner. Sahte azize illüzyonu, Amelia'nın kendisini adeta bir kurtarıcı gibi gördüğü başka bir yerde daha karşımıza çıkar: Robin ve Adam'ın evliliklerinde zaten mutsuz olduklarını savunur ve üç kişinin mutsuz olmasındansa iki kişinin mutlu olmasını yeğlediğini öne sürerek Adam’ı, kendince bu mutsuz evlilikten kurtarır. Oysaki madalyonun öteki yüzünde; lise yıllarındaki o trajik vur-kaç kazasında Adam'ı direksiyon koltuğuna oturmaya ikna eden, yani teolojik anlamda Hz. Âdem'e yasak elmayı uzatarak onu ikna eden Hz. Havva, bu romanda Amelia'nın ta kendisidir. Hz. Âdem'in yediği kırmızı elma gibi, Amelia'nın üzerindeki kırmızı elbise de Adam'ın yüz körü zihnine kazınan baştan çıkarıcı o "ilk günahın" görsel imzasıdır.
✨Cassiopeia Takımyıldızı, beş parlak yıldızdan oluşur ve dizilişleri sebebiyle bir koltuğa benzer. Yunan mitolojisinde ise bu takımyıldızı, kibri ve güzelliğiyle meşhur bir kraliçeyi temsil eder. Kelime anlamı Yunanca "erkekleri büyüleyen kadın" veya "cezalandırılacak kişi" demektir. Cassiopeia, romanda da belirtildiği gibi kibirli bir kraliçedir ve yaptıklarının cezası olarak gökyüzünde bir tahta baş aşağı gelecek şekilde bağlanmıştır. Böylece Cassiopeia her döndüğünde tahtından düşme tehlikesi geçirir. Bu takımyıldızının görünüşü M ya da W harflerine benzetilir. Amelia da romanda kendini her yönden Robin'den üstün gören biridir. Bu kibriyle hareket ederek Robin'in eşi Adam ile evlenmiş ve "Mrs. Wright" (M.W) olmuştur; yani kendini bu hikayenin kraliçesi hâline getirmiştir. Ancak hikaye ilerledikçe mitolojideki Cassiopeia'nın tahtında ters dönmesi gibi onun da hayatı baş aşağı döner ve sahte krallığı yıkılır.
➡️ Adam (Âdem): Kusurlu İnsanın Yazılı Kaderi ve Kırmızı Kâbus
    "Adam" kelimesi İbranicedir ve anlamı "insan"dır. Kelimenin kökeni incelendiğinde kırmızı, kızıl toprak ve kan anlamlarıyla bağlantılı olduğu da görülmektedir. Bilindiği üzere Hz. Âdem ilk insandır ve yeryüzüne yasak elmayı yemesi sebebiyle indirilmiştir. Romandaki Adam Wright, bu teolojik sözcüğün ete kemiğe bürünmüş hâlidir. O; insani zaafları olan, nefsine yenik düşerek eşini (Robin'i) aldatan ve böylece "yasak meyveyi" yiyerek kendi cennetini kaybeden kusurlu insanı simgeler. Karakterin yüz körlüğü (prozopagnozi) hastalığı; onun bu ahlaki körlüğünün, günahı ve gerçeği ayırt edemeyen beşerî doğasının bir yansımasıdır. Bu metinde yasak meyve iki şekilde somutlaşmaktadır: Adam'ın hem eşi Robin'i aldatmasında hem de Amelia'nın telkiniyle arabanın direksiyonuna geçişinde. Her iki eylemin sonucu da Adam'ın felaketine zemin hazırlamıştır.
    Adam’ın direksiyon başında uyuklarken gördüğü kâbusundaki kırmızı detaylar, isminin kökündeki adom (kırmızı) ve dam (kan) kelimeleriyle doğrudan ilişkilidir. Gençlik yıllarında işlediği o büyük günahın (annesinin ölümüne sebep olmanın) yarattığı vicdan azabı, zihnine kırmızı bir travma olarak mühürlenmiştir. Eserde kötülüğün de kırmızı renkle vurgulandığı görülür. Bu durum; annesinin erkek arkadaşları eve geldiğinde kadının kırmızı giyinmesinden başka Amelia'nın, Robin'in evine gelirken dış görünüşünü tamamen ona benzetip kırmızı bir elbise giymesinde ve Lizzy Parks adındaki "kitap hırsızı" olarak nitelendirilen kişinin yaklaşmasıyla verilen "kırmızı alarm" ibaresinde de kendini gösterir.
    Adam karakterinin simgesinin daktilo olması, onun hem işkolik bir senarist olduğunu gösterir hem de soyadı olan "Wright" kelimesinin "usta/sanatçı" ve "işçi" anlamlarına gönderme yapar. Adam, kendi hayatının ustası ve hikayesini yazan kişi olmak isterken aslında önceden yazılmış mutlak kaderi yaşamaya mecbur kalır. Bu durum, Hristiyanlıktaki "Mutlak Kader" inancının en trajik sembolüdür.
➡️ Robin/Alexandra: İkinci Âdem, Kurtarıcı Mesih: Hristiyanlıktaki İlahi Arınma
    "Robin" ismi, kızılgerdan kuşunu işaret eder. Göğsündeki tüylerde kırmızılık barındıran bu kuşu Hristiyanlar, Hz. İsa'nın çarmıha gerilişiyle ilişkilendirir. Efsaneye göre, Hz. İsa çarmıha gerildiğinde bir kızılgerdan kuşu onu kurtarmaya çalışmış ve bu esnada Hz. İsa'nın yarasından damlayan bir damla kan kuşun tüylerine değerek onun göğsünü kızıla boyamıştır. Bu yüzden Avrupa kültüründe kızılgerdan kuşlarına "Mesih'in kuşu" adı da verilir.
    Yine hikâyede Robin isminin seçilmesi de rastlantısal bir karar değildir. Hristiyanlıkta Hz. Âdem hata yapan, Hz. Havva ise onu hataya teşvik edendir; Hz. İsa ise Hz. Âdem'i yer altındaki zincirlerini kırarak kurtarıp cennete götüren kişi olarak belirir ve bu sebeple "İkinci Âdem" olarak anılır. Romanda da Robin; Adam karakterini Amelia'dan antika demir makasla geri alan, kan ve terle her santimini dekore ettiği, "cennet" dediği evlerine geri götüren kişidir. Bu arınma süreci, Hz. İsa'nın kendi kanıyla insanlığın günahlarını temizlemesi düşüncesine yapılan açık bir telmihtir.
    Amelia'yı makasla öldürmesi de yine aynı algıya işarettir. Bu durum, ikonlarda görünen Hz. İsa'nın el şeklinin makasa benzetilmesinden ve Hz. İsa'nın bu dünya insanını kurtarması için Tanrı'nın zaman ve kader kumaşını ilahi makasıyla kesmesi inancından ileri gelir. Robin'in bu kurtarıcılığı asıl ismi olan Alexandra'da da gizlidir. Bu isim, "insanları koruyan kadın" ve "yardımsever" anlamlarına gelir. Bahsi geçen koruma içgüdüsü; Robin'in hayvanlara olan sevgisinde, Amelia'yı evinde ağırlama şeklinde ve kitabın sonunda Adam'ı, yani "insanı" korumak için yaptığı hamlede belirgin hâle gelir.
➡️ October / Rainbow O’Brien: Sinematik Tufan Döngüsü
    Tevrat ve İncil'deki anlatılara göre Nuh Tufanı, Ekim (October) ayına denk gelmektedir. İngilizcede gökkuşağı anlamına gelen "Rainbow" ise tufan bitip sular çekildiğinde ilahi bağışlanmanın ve Tanrı ile insanlık arasındaki barışın bir sembolü olarak gökyüzünde belirir. Romandaki October karakteri de tıpkı bu teolojik döngü gibi işlev görür: Başlangıçta Adam'ın aldattığı gizemli kadın olduğu zannedilse de gerçeğin öyle olmadığı anlaşılır. Kitaptaki olaylar, October ismiyle alevlenirken karakterin gerçek adı olan 
Rainbow’un öğrenilmesinden sonra gelen bölümlerde tüm düğümler çözülmeye başlar. Madalyonun sinematik yönüne bakıldığında ise yazarın, 1928 yapımı sessiz sinema klasiği "Noah's Ark" (Nuh'un Gemisi) filminde başrol oynayan aktör George O'Brien'a bilinçli bir telmihte bulunduğu görülür.
Sonuç: Yazar Alice Feeney, "Taş Kâğıt Makas" adlı psikolojik gerilim romanında, bir evlilik krizinin ve intikam hikayesinin alt metnine teolojik ve felsefi şifrelerle temel oluşturmuştur. Karakterlerin isimlerinden sembollerine kadar uzanan bu metinlerarası ağ; okuyucuyu sıradan bir cinayet gizeminden çıkarıp insanlığın en eski yaratılış, günah, tufan ve arınma mitlerine götürür. Henry Winter’ın zalim bir Demiurg olarak sınırlarını çizdiği bu mutlak kader şapeli; hırsı ve kibriyle sahneye çıkan sahte bir azizenin (Amelia-Aemula), ahlaki körlüğüyle (yüz körlüğüne binaen) kendi cennetini kaybeden kusurlu bir insanın (Adam) ve bu gizemli yaratım sürecinin sesini duyan ama sınırlarını aşamayan bir habercinin (Samuel Smith) trajik sahnesine dönüşür. Ancak yazar, bu karanlık döngüyü mutlak bir yıkımla bırakmaz. İnsanlığın işlediği bu "ilk günahın" yarattığı yıkıcı tufan, October ve Rainbow’un varlığıyla suların çekilmesini ve ilahi bağışlanmanın gökyüzünde belirmesini sağlarken asıl adı Alexandra olan Robin ise adaleti ve koruyuculuğu eline alarak adeta "insanı koruyan ikinci bir Âdem" gibi günahları temizler ve kendi yarattığı cenneti (evi ve evliliği) koruma altına alır. Sonuç olarak roman, adını aldığı "Taş, Kâğıt, Makas" oyunu gibi, insanın kendi özgür iradesiyle hareket ettiğini sandığı her anın aslında üst bir irade tarafından çoktan yazılmış, kırılması imkânsız kozmik bir kader döngüsü olduğunu Hristiyanlığa uygun şekilde anlatır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Modernizm ile Mistisizmin Savaşı